İdris MERAL

İtiraf Sonuç olarak efendiler; kâfir, imanı olmayanın adıdır. Eğer görünüşte imanı varsa ona münafık denir. Eğer kâfirin küfrü Müslümanken ortaya çıkarsa, İslâm'dan döndüğü için ona mürtet denir. Eğer Allah'tan başka bir veya daha çok tanrıya inanıyorsa ulûhiyet prensibine şirk koştuğu için ona müşrik denir. Eğer tabiatın ezeliliğine inanıyor ve olayları tabiata isnat ediyorsa ona dehrî denir. Eğer Müslüman iken dine çatarak dinden çıkacak söz veya eylemlerde bulunmuş ise ona mülhit denir. Zındığa gelince; bu kavram yalnızca semavî dinlerle alâkalı olarak bahis konusu edilebilir ve üzerinde ittifak bulunan dinin asıllarını -ister biri ister hepsi- içten içe inkâr ederek bu dinlerin dışına çıkanlar hakkında kullanılır. Zındık, dinde inkâr ettiği hususlar dolayısıyla, meselâ namazı veya orucu inkâr ederse, dolaylı olarak peygamberi ve peygamberlik müessesesini de inkâr etmiş olur. Bir Müslüman için bu durum ayrıca Hz. Peygamber'e hakaret sayılır ve cezayı gerektirir. Herkes bilsin ki zındıklıkta esas olan küfrün gizlenmiş olmasıdır. Bu da Müslüman kimlik altında yaşanan inançsızlık anlamına gelir. Bir zındık, İslâm dininden dönmediği veya döndüğünü beyan etmediği için mürtet ile aynı kefeye konulamaz. Keza mürtet de dinden döndüğü için zındık sayılamaz. Zındıklıkta asıl olan küfrün gizlenmiş olmasıdır. Çünkü gizlenen tehlike açık olandan daha şiddetli görülür. Bir kişi görünürde Hz. Peygamber'in peygamberliğini ve İslâm inançlarını kabulleniyor ama içinde gizli bir küfür taşıyorsa işte o zındıktır." "Peki o halde kişinin zındık olup olmadığı nasıl anlaşılır?" "Zındığın veya zındıklıkla itham edilen kişinin, içindeki gizli küfrü çevresine açıktan açığa yayıp yaymadığına bakılır ve yayıyorsa zındıklığına hükmedilir. Çünkü zındık
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İstanbul Kriterleri İstanbul Kriterleri Düşmanlarımıza gelince... Onlara adaletten başka hiçbir şey borçlu değiliz. Aliya İzzetbegoviç S.7 Dokuz köyden kovulmasına rağmen, hâlâ şehri bulamamış olanlar “doğruyu söyleyen" olamazlar. Doğruyu bulamamış, şehirli olamamış kişi doğruyu nasıl söylesin? Olsa olsa, kendince, yanlışları söyleyebilir “onuncu köy”ün sakinleri. Köylüler sadece yanlışları, şehirliler hem yanlışları hem de doğruları bilirler. Şehir bir çözümlemedir ve sorunları nasıl ve ne kadar çözdüğümüze şahitlik eder. S.14 Belli bir konuda eğitim alan kişi, o işin nasıl ol’duğunu, nasıl yapılacağını, nasıl yapılması gerektiğini öğrenmiş olur. Bu yüzden eğitimin temeli ezbere dayanır. Eğitilmiş at denilince aklımıza, felsefe yapan, düşüncelere dalan, attığı her adımı sorgulayan at gelmez. İyi bir eğitim almış kişi, nerede nasıl davranması gerektiğini bilen kişidir. Eğitim (terbiye) nasıl sorusuna, öğretim (talim) niçin sorusuna cevap vermek içindir. S.14 Yüzünü güneşe dönersen gölgen seni takip eder. Sırtını güneşe dönersen sen gölgeni takip edersin. S.21 Türkiye'nin meşhur "tembel"liği yüzünden Titanik'e yetişemeyip batmaktan “kurtuldu”ğunu söyleyen yazar haklı: Şayet kendi düzenimizden vazgeçip onların düzenine uysaydık, onların yaptıklarını yapmakta “tembel” olmasaydık, Titanik'in içinde biz de olacaktık. Tembel olduğu iddia edilen bir millet, Batılıların kısa yoldan çok para kazanmayı sağlayan sömürge düzenini niçin kendine örnek almadı? Tembel olduğu söylenen bu milletin, kolonyalizmi ve kapitalizmi reddederek, Kitap'ın deyişiyle “sarp yokuşu tırmanmak"ı seçerek kaç cephede kaç devlete karşı nasıl savaş verdiğini hatırlayan var mı acaba? S.30 İlginç değil mi, tembel olduğu söylenen bu millet ezanlarda çok dakiktir. Ezanlarda bu kadar titiz olan bu millet, ne
Müslümanca düşünme üzerine denemeler İnsan kafası, tabiatı icabı, bazı şeyleri görmek suretiyle kavrayabilmektedir. İnsan, bir ruh kategorisinin mevcudiyetini bile ancak gözleriyle görünce kabul etmektedir. Bunları görmeden, onların mevcut olup olmadığını kabule yanaşmıyor. Fakat görülemeyecek şeyleri, insan nasıl görebilir? İşte bu görülemeyecek şeyleri ona gösteren peygamberlerdir; peygamberlerin göstermesinden sonra bile görmemekte ve işitmemekte inat edenler bu neticeyi kendilerine ait bir özellikte aramalıdır. Günümüzde, Müslümanların, insanlara bahsettiği bazı şeyler somut olarak görülmediği için bunlar birtakım hayaller olarak telakki edilebilmektedir. S.32 Kureyş müşrikleri İslâm'ın ilk üç yılında yani İslâm'ın gizliden gizliye yayıldığı ve Allah’ın bir ve tek olduğunun ilân edildiği yıllarda fazlaca bir tepki göstermemişlerdi. Çünkü İslâmın vahyinden önce de Mekke’de tek Allah'a inananlar (hanifler) bulunmakta ve bunlar Hz. İbrahim'den kalma tevhid inancını devam ettirmekteydiler. Kureyş müşriklerinin İslâm'a karşı aldıkları kesin tavır ancak tevhid inancının bütün sonuçlarıyla ortaya konulmasından sonra görüldü. Yani Allah'ın bir ve tek olduğunun söylenmesi karşısında fazla telâşa kapılmayan müşrikler, iş bu inancın tabii neticesi olan putların ortadan kaldırılması noktasına gelince İslâm'a karşı açık ve kesin bir cephe aldılar ve onun yayılmasını önlemeye çalıştılar. S.34 Batı insanı, İslâm'ı reddederken bilinçli bir tutum içindedir. Batılılaşmış insanın tutumuysa, sadece bir kör inanç halinde belirmektedir. Batılı, neyi, niçin reddettiğinin bilincindedir. Batılılaşmış insansa sadece anlamadığı için reddetmektedir. S.37 "Dinî görevlerimiz" diye söylenen bu sakat söz, Batılı düşünce tarzının Müslümanların hayatındaki çarpik yansımalarından biridir. S.38
Can Veren Pervaneler 4 Can veren pervaneler 4 Dünyâ zıll-i zâildir. Ona güvenen nâdimdir. Dünya kaybolucu gölge gibidir. Ona güvenen pişman olur. Erzurumlu İbrahim Hakkı S.26 Gamzedeler gamzedeler Gam vurur gam zedeler Sinem hakkâk delemez Delerse gamze deler S.37 Bütün dünyâ benim olsa gamım gitmez nedendir bu Ezelden gam türâbıyla yoğurulmuş bedendir bu Yani Yavuz Sultan Selim diyor ki: Cihan padişahı olduk hâlâ gamdan kurtulamadık. Neden? Cevap Vehbî'den geliyor: Babanız Hazret-i Âdem, gam toprağıyla yoğrulmuş da ondan. S.48 Güç neşâtın kademin kalbe alışdırmakdır Yoksa gam her ne zaman istese hâzır bulunur Zor olan neşenin ayağını kalbe alıştırmaktır. O gelmeyi pek bilmiyor. Gam için ise problem yok. O istediği zaman geliyor. Kolay kolay da gitmiyor S.48 Nân-ı huşk ile kanâ'at gibi bir nimet mí var Künc-i istiğnâ gibi bir gûşe-i râhat mı var Kimden eylersin recâ kime kılarsın ilticâ Kanı bir ehl-i mürüvvet kimsede himmet mí var Devlet-i dünyâ için memnunu olmam kimsenin Çekmeğe bâr-ı belâ-yı mihnetí tâkat mí var
Sır: Aşıklar Ölmez Sır Aslına bakarsan altın da bir, taş çakıl da. Lakin kimse altın taş diye bırakmıyor yerde. S.51 Geleceği öğrenebilmek sevdasında olan âdemoğlunun geleceğini görebildiği tek yer de mezarlıklar S.51 Bu dünya insan içindir lakin insan bu dünya için değildir. S.170 Derdi Allah'tan bilmeyene deva da Allah'tan gelmez. S.183