İncir

Babaları baba idi, ama analarının yerini tutamazdı.
Sayfa 131·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
...senin gibi insanları hiç sevmiyorum ben. Sizler urra! urra! diye avaz avaz bağırdınız, ölesiye bitesiye çalıştınız, insan gibi yaşamadınız, şimdi de bize nefes aldırmak istemiyor, insan gibi yaşamamıza engel olmak istiyorsunuz.
Sayfa 128·Kitabı okudu
İnsanın Ömrünün yarısı böyle hayallerle , düşlerle geçiyordu işte. Belki bu ormanlar, bu güzel hayaller yüzünden bu kadar tatlıydı o. Tanabay, dağlara ve gökyüzüne bakarken, insan ların hepsinin birden talihli, mutlun olamayacağını düşündü. Herkesin kaderi aynıydı. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanıp pırıl pırıl aydınlık, bir yanı gölgeli. Aydınlık ve gölge nasıl yan yana ise, insanın kaderi de öyle, mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: bir yanda kıvanç, bir yanda kaygı. Hayat Dediğin böyleydi işte.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Yoo, Çora'ya yakışan bu değildi. Böyle bir adam değildi o! Çora değişmişti, ona bir şeyler olmuştu. Belki de, kolhoz'a ömür boyu emek verdiği halde, yukarıdakilere kendini beğendiremediği için olsa gerek. O da işleri oluruna bırakmayı, herkese ayak uydurmayı öğrenmişti galiba
Sayfa 123·Kitabı okudu
Savaştan sonra hayat kendiliğinden düzgün bir akışa yönelmezdi. Tende beden, bedende can taşıdıkça, bu dünyada yaşadıkça, hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya, kaldırmaya çalışacaksın, arkadan omuz vereceksin. Başka türlü olmuyordu. Ne var ki, her omuz vuruşta, hayat arabasının tekerleği omzunu bıçak gibi yaralıyor, yara üstüne yara, derken omuzu nasır tutuyor. Eğer yaptığın işi seviyor, meyvasını da alıyorsan, nasırların hiç önemi yok. Şikayet etmezsin, memnun olursun. İşte, şimdi de koyun çobanı oldu bakalım bu işte nasıl başa çıkacağız? Caydar buna ne diyecek?..
Sayfa 122·Kitabı okudu