İslam ilbaş

İnsanı pişman eden afetlerin en habisi, kendini beğenmesidir. Bu hastalık birçok afeti beraberinde getirir. Bunların en barizi kibirdir. Beyhakî’nin naklettiği bir hadiste Rasûlullah (s.a.v.) şöyle demektedir: ​“Üç şey vardır, kurtuluş sebebidir; üç şey de vardır ki helak sebebidir. Kurtuluşa sebep olanlara gelince; açıktan ve gizliden Allah’tan korkmak, hoşnutlukta ve kızgınlıkta hakkı söylemek, fakirlik ve zenginlikte riyazet. Helak edici şeyler ise; tâbi olunan heva, itaat edilen cimrilik ve kişinin kendini beğenmesidir. (Elveb)”
Sayfa 98·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sabır
Sabır, yaratılmış olduğumuz ibadet ve taatın sonuçlarına hazır olduğumuz zaman gerçekleşir. Allah (c.c.) sabredenleri sabırlarından dolayı cennetle müjdeleyerek şöyle buyurmaktadır: ​"(Melekler onlara şöyle seslenir.) Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!" (Rad, 24)
Sayfa 40·Kitabı okudu
​Suskunluk Duvarına Çarpan Çığlıklar
Kadınların Feryadı ve Mu’tasım Yok ​Müslüman bir kadının feryadı, onun itibarım ve onurunu iade etmek için İslâm ordusunu hareket ettirmeye yetti. ​Bu olayı İbn Hişam şöyle rivayet eder: Araplardan bir kadın Beni Kaynuka çarşısına getirmiş olduğu malı sattı ve orada bulunan Kaynukalı bir kuyumcunun yanına oturdu. Orada bulunanlar kadından yüzünü açmasını isteyince kadın reddetti. Kuyumcu kadının arkasına oturarak elbisenin ucunu kadının sırtına bağladı. Kadın ayağa kalkınca avret mahalli açığa çıktı. Onlar da gülmeye başladılar. Bunun üzerine feryat eden kadının yardımına çevrede bulunan bir mü’min koşup kuyumcuyu öldürdü. Etrafında bulunan Yahudiler de o Müslümanın üzerine saldırıp şehid ettiler. Olaylar büyüyünce Müslüman halk Yahudilere karşı İslâm savaşçılarından yardım istediler. Artık Müslümanlar gazaba gelmişti, Benî Kaynuka’yla Müslümanlar arasında savaş çıktı.¹² ​Daha sonra Rasûlullah (s.a.v.) Beni Kaynuka’yı terbiye etmek ve Medine’den çıkartmak üzere bir ordu hazırladı. ​İşte bu kadının feryadını kulaklar işitti ve işitiyor. Bu feryatla kalpteki kanlar harekete geçmekte, izzet-i nefs ve gayretle karşılanmaktadır. Bu feryada koşup gelen erkekler aynı cinste bulunan diğer erkekler gibi değildirler. ​Müslümanların nefsinde namus için yardıma koşmak kök salmıştır. İşte bu tarihten itibaren kadının ırzına sahip maktadır. Müslümanlardan yardım istenildiğinde o kadınların bu yardım isteği kabul görmektedir. Müslümanların her biri, her Müslüman kadının kendi namusu olduğu bilincine varmalıdır. Bu bilinç akide bağından başka bir şeyde değildir. ​Bu hal üzere Müslüman toplum, Mu’tasım zamanına kadar geldi. Bir kadına tecavüz edildiği, onurunun rencide edildiği haberi gelir. Kadın: "Ya Mutas’ım, ah!" diye feryat eder. Bu yardım isteği karşısında Mu’tasım’ın kalbi
Hiç bir insan tamamen hayırdan yoksun değildir, her insanda mutlaka bir hayır boyutu vardır. Önemli olan bizim bu boyutu ortaya çıkarma becerisini göstermemizdir.

İslam ilbaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·206 syf.·
2026 12. kitabı
Abdulhamid Bilali
9/10 · 46 okunma