Giysi ve ayakkabı dahil hiçbir eşyaları, anne-baba ve evleri, hatta çocukluk anları bile olmayan çocukların sahip oldukları tek şey dilleriydi. Bu onların zenginliği, anayurdu ve hafızalarıydı. Bu dili onlar yaratmıştı. Yollarda karşılaştıkları her şeyi bu dilin içine koymuşlardı. Bazı sözcüklerde diğer bölgelerden gelenlerle olan anıları vardı. Bunları büyüklerin yanında dile getirmiyorlardı.
Dil dolaşırken kaybolmazdı. Yaşça büyük yol kesenler onu alamaz ya da hırsızlar çalamazdı. Ayakkabı gibi eskimez, iç çamaşırı gibi yırtılmazdı, her geçen gün daha zenginleşir ve renklenirdi. Yalnızca sahibine boyun eğerdi. En önemlisi de hiçbir zaman ihanet etmez, hep onun yanında olurdu,