Çektiği acılar ve düştüğü bütün umutsuzluklar bir yana, hayatının kendisinden başka hiç kimseye bir yararı olmadığını düşünmüştü. Yaşayan her varlık sadece kendi anlamsızlığı ve kaosuyla baş başaydı.
İnançlı olanlar ölüme ne kadar da kolay gidiyorlardı! Ölümün son olmadığına inananlar. Dünyayı siyah beyaz diye ikiye ayırabilenler, ellerinde, ideolojilerinin ya da inançlarının simgesi bayraklarla ne yapmak gerektiğini çok iyi bilenler. Hiçbir şeyden kuşkulanmayanlar, hiçbir şeyden pişmanlık duymayanlar. Böyle insanlar rahat ölüyorlardı. Dudaklarında bir gülümsemeyle ölüyorlardı.