Doğanın da sanatın da bir başlarına beceremeyecekleri, ancak ikisinin birleşmesi ile gerçekleşebilecek bir güzellik söz konusuydu: İnsanın çoğu kez anlamsız ve gereğinden çok çabalarını doğanın kendi keskisi ile tıraşlaması, ağır kütleleri hafifletmesi, aralarından rahatsız edici bir düzenlilikte sırıtkan bir planlılığın göründüğü bütün boşlukları yok etmesi, uyumun, titizliğin ve ölçülülüğün soğukluğu içinde, yaratılana mucizevi bir sıcaklık vermesiyle mümkün olabilecek bir güzellikte bu.
Sıcaklığı kalmamış bakışlarım hiçbir şeyi konuk etmiyor kendine, hiçbir şey bana gülünç gelmiyor, eskiden yüzümde canlı hareketler yaratan, bitmez tükenmez biçimde gülmeme, konuşmama neden olan şeyler şimdi gözümün önünden ilgisizce akıp geçiyor, Kımıltısız dudaklarım kayıtsızlığını, buz gibi sessizliğini bozmuyor. Ah, benim gençliğim! Diriliğim, tazeliğim,ah!
İnsan dahayvanlar gibi hayat var etmelidir, ancak tek bir farkla: Hayatı tek başına var ederken ölecektir, hayatı kendisi için değil, herkes için var etmelidir.