Gecikmeli de olsa bitirdiğim ama aslında tek solukta bitirilebilecek bir kitap. İki kişinin ağzından dinliyoruz hikayeyi ve sonunda bu iki kişinin bağı şaşırttı doğrusu. Derviş ali ve Halide’nin aslında özünde hikayeleri farklı olsa da imkansızlıkları aynı. Hani diyor ya “ İlk söz insanın hakkıysa da son sözü söylemek kadere düşermiş. İnsan ilk adımı atmaya güç ettirse de yolu tayin eden kadermiş.” diye; iki tarafında kendilerince hayatları hakkında söz hakkı olsa da son sözün kaderde bittiğini açıkça görüyoruz. Derviş ali ve Handan’a üzülsem de Nihal daha çok üzdü beni sanırım. Sevdiğin birinin başkasıyla evlenmesine göz yumamazsın evet ama sevdiğin birinin en yakınından biri ile evlenmesi daha çok yakar canını. Tabii destekçin de yoksa özellikle aile gibi.. Bunun yanında anne babasından göremediği sevgi de eklenince çaresizlik kaçınılmaz son olmuş. Başka nedenlerden başımıza gelen olayların sonucunda psikolojik sorunlarımızı kendi çocuğumuza ödetmek/onlara yansıtmak kadar acizce bir şey olamaz diye düşünüyorum. Kitabı beğendim. Tavsiye ederim.