Benim için son zamanlarda okuduğum net kaliteli bir kitaptı. Romanın dili fazlasıyla hoşuma gitti. Basitce değilde ince ince düşünülerek yazılmış. Bir süre sonra kendimi akıl hastanesindeki hastalardan biri gibi hissettim .Her gece gelen yıllar önce yaşamış konuklarla -Freud, Nietzsche ,Kant, Agora…-
yapılan sohbetlerden olaya dahilmişçesine o tartışmalardan nasibimi aldım .
‘’Toplum kendi gibi düşünmeyeni; kim olursa olsun dışlıyor.Kendinden zeki olanı, kendi saçma inancına inanmayı reddedeni ve hatta kendi gibi görünmeyeni. Çok duymuşsunuzdur .’Geçicidir, iç güzelliği olsun yeter ki dış güzellik. ’diyeni … Ama hiçbir çirkini (onlara göre çirkin) içi güzel diye seveni görmedim.’’Aslında bu alıntı kitabın genelini özetliyor.Ya da yaşantımızı özetliyor diyebilirim.
Deliliğin Sınırında romanı ;zaman,mekan ,gerçeklik kavramlarını yitirmiş bir kişinin deliler hastanesine yatırılması ve orada kendi içsel sorgulamalarının başlamasını,delinin kendi dünyasına çekildikten sonra karıncalar , dışarıdaki ağaç, ağaçtaki karga ve her akşam odasını ziyaret eden bilim adamları ve filozoflarla yaptığı felsefi sohbetleri, bilim adamlarının ve düşünürlerin tezlerini bile çürütebilecek üstün zekası ile gerçekten varlığına inandığı bu insanlarla derin derin tartışmaları, bu tartışmalar sırasında okuyucunun bile, ‘Acaba?’ diyebileceği başka yönleri göstermeye çalışıyor.
Yayınevine ait okuduğum kitapların en iyisi buydu diyebilirim .Karantina başlayıpta eve kapanınca hepimiz kendimizi içsel yolculuğa aldık.Bu kitap da sorgulayıcı halimize tuz biber olabilecek kalitede. Kesinlikle okuyun demek mantıklı gelmez ama okuyunca size çok şey katacaktır. Yazarımızın kalemi daim olsun…
Bu kitabı benimle birlikte okuyan arkadaşlarıma ve @fayayinlari na çok teşekkür ediyorum
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkesin okuması gereken 100 kitaptan 1.si🎖
Bu kitabı yıllar önce 7. veya 8. sınıftayken okumuştum.Okuduğum kitapları belirli aralıklarla tekrar okumanın daha faydalı olacağını düşündüğüm için tekrardan okudum. İlk okuduğumda da fazlasıyla sinirlenmiştim. Bu sinirlenmenin sebebi hayvanların basitçe ve zamanla domuzların yönetimine geçmesi değil! İnsanların da zamanla bildiklerinden inandıkları şeylerden kopması...
Bir şeye ne kadar yürekten bağlanılsa da bir çok şey zaman aşımına mahkum ediliyor!
Daha öne Can Yayınları baskısı ile okumuştum. Çeviri olarak iki kitap da iyidi. Ama @kivan.ctorun’nun yeri geldiğinde parantez içerisinde açıklamalara yer vermesi fazlasıyla hoşuma gitti.
Baskıda kitabın kapaklarının kenar kısımlarında hayvan figürlerine hayvanların ismine yer veriliyor. Benim gibi siz de karakterleri karıştırıyorsanız fazlasıyla kolaylık sağlıyor en çok bunu beğendim.
George Orwell’ın o dönemde bu kitabı yazması günümüze ışık tutmuş desem yeridir. Bu kitabın üzerine 1984 kitabını da okuyunca bir süre kolay kolay etkisinden çıkılmıyor.
Okuyun okutun...
Bu kitabı @fayayinlari ekibimle okuduk bana eşlik ettikleri için kendilerine çok teşekkür ederimm
#ArkaKapak
İnsanın tekrar tekrar okuduğu,aklının demirbaşları arasında yerini alan ve hayata bakışını değiştiren kitaplar vardır;göz atıp asla baştan sona okumadığı,bir oturuşta okuyup bir hafta sonra unuttuğu kitaplar da.
George ORWELL