Ve insan, yaşadığı çevrede ya onarılıyor ya da hasta oluyor. Kötü, çirkin insan ilişkilerinin içinde olduğunuz zaman hasta oluyorsunuz; güzel insanların arasında olduğunuz zaman da zor şartlar altında dahi olsanız onarılıyor ve hastalıklardan kurtuluyorsunuz. Tabiatın içinde olduğunuz zaman da onarılıyorsunuz. Bir örnek vereceğim bununla ilgili. Penceresi olmayan bir yerde yatan hastalar, penceresi yeşilliğe açılan hastalara nazaran daha geç iyileşiyorlar.
Hayat, sonsuz bir koşuşturmaca içinde geçtiğinde içe bakışımız kayboluyor. Hep dışarıya baktığımız zaman, dışarıdan bir medet umduğumuz, alkış beklediğimiz zaman, iç âlemde yalnız kalıp kendimizle konuştuğumuz, dış âlemden saklanabileceğimiz zamanlar azalıyor. Ve bir istiridye kabuğunun içinde kum tanesi olarak kalıyoruz; inciye dönüşme fırsatını heba ediyoruz. Dolayısıyla insan iç âleminin gelişimine ihtimam göstermeli.