Anları biriktirin, şeyleri değil. Yaşantıları biriktirin; çünkü yaşantılar size her zaman mihmandarlık eder. Fakat nesneler eskir, bozulur, çürür, demode olur.
Hayatı zenginleştirmek, hayata bir rikkatle ve dikkatle, edeple yaklaşmak. Eşya değil, ân ve anı biriktirmek. Yaşadığın ânın evladı olmak. Aşk ile ânı seyredebilmek. O yekpare geniş ânın bir parçası olabilmek, uzun şimdide kök salmak. Aslında tüm mesele bu.
İçimize aldığımız seslerin demlenmesini de izin vermemiz lazım hocam. Sürekli içimize yeni sesler, yeni yüzler alır, fakat bunları hazmetmez, bunlardan öğrendiğimiz şeyleri çökeltecek, içimizde demleyecek zamanı kendimize tanımazsak, hepsi bize dokunur ve elimizden kayıp gider. Ve bu da bizde yorgunluk olarak kalır.