Kabil'in arzusu kevn ve fesat âlemini kaplayıp, büyüdükçe büyüdü. Kendine hep bir kap buldu ki, o kap onu taşısın. Kabil eskide kaldı diyenler, "zaman” nedir bilmeyenlerdir. Dün de buradadır, yarın da burada. Ne dün diye bir şey oldu ne de yarın diye bir şey. Olan her şey aynı anda olup durmaktadır. Bizim diyeceğimiz yegâne şey, "Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir."
"Eline, beline, diline sahip ol," demekle yol ehli olunmuyordu. Sözü söylemek kolaydı, fakat esas olan onu yerine getirmekti. Taklit ile tok olan hakikatte açtı. Sözü yerine getirmeden dilinde dolandıranlar bu yoldan olmayan, yolu hiç anlamayanlardı. Hünkár sanki orada olmayan birileriyle konuşur gibi yalnızca kendi sinin duyacağı bir sesle; "Hamı pişiremezsen, bari pişmişi ham etme," dedi.