"Eline, beline, diline sahip ol," demekle yol ehli olunmuyordu. Sözü söylemek kolaydı, fakat esas olan onu yerine getirmekti. Taklit ile tok olan hakikatte açtı. Sözü yerine getirmeden dilinde dolandıranlar bu yoldan olmayan, yolu hiç anlamayanlardı. Hünkár sanki orada olmayan birileriyle konuşur gibi yalnızca kendi sinin duyacağı bir sesle; "Hamı pişiremezsen, bari pişmişi ham etme," dedi.
Şöyle diyordu Şah önermede, "Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, oysa bütün âlem dürülü bükülü sendedir." Şeyuşen, "Düşünen bilinç olmasa âlem diye bir şey olamaz." demişti. Âleme, "var" diyen bir bilinç vardı, bu bilincin düşüncesinin içeriği yıldızlar, gökyüzü, toprak, her şeydi. Hatta düşünenin kendisi bile içerikten başka bir şey değildi. Şeyuşen bir defasında, “Düşünce kendini düşünüyor," demişti.
"Bir âşığı seyretmek, gökteki yıldızları,yıldızlar arasından bakan ayı,suya düşen mehtabı seyretmekten daha yüceydi.Aşk geldi mi âşık geri çekilir,mümkünler meydanı aşka kalırdı."