Bense bir minderde uzun süre duramıyordum. Değil aileye, eve, yuvaya, bir çatıya alışmak, kendini ona ait saymak nedir bilmiyordum. Neyi bilmediğimi de bilmediğimden, yaramı yanlış yerde arayıp zırhımı yanlış kumaştan biçiyordum.
İnsan, içine serpildiği hakikati, başkaları için ne kadar tuhaf olursa olsun tabii sanıyor. Ben de sudan çıkmış balık, denizde doğmuş köstebektim ve bütün köstebeklerin suda, bütün balıkların karada yaşadığına inanıyor; nefesim kesildiğinde, herkesin nefesi kesilir, solumanın tabiatı böyledir zannediyordum.
İnsan ağır örtüleri kaldırıp altındakine bakma cesareti bulduğunda, bir tek kendini bu kadar yakından görebiliyor. Sonra günün birinde aniden şunu fark ediyor. Aaa, hayatım boyunca tiksindiğim insan benmişim!