"Dünyaya bir kere geliyorum. Bu yüzden pişmanlık duymak istemiyorum. " Ağabeyi hep böyle derdi ama pişmanlık duyuyor olmalıydı. Çünkü hayalini gerçekleştiremeden öldü. Ağabeyi öldükten sonra da hayat devam etti. Dört kişilik aile, üç kişi oldu. Kotoko'yu korumak için, bir kişi hayatını feda etti.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnanırsam bir gün boyun eğerim iyiliğe. Ama matbaadan çıkmış bir kitaba inanmamı beklemek, zekâmla alay etmek dışında, benden insanın kötülüğünü de unutmamı beklemek olur. Tanıdığım o iğrenç türü de unutursam bir gün, inanırım elbet yazılanların hepsine... Dürüst olalım... Dinler ve Tanrılar! Hepsi ben ölünceye kadar.
Yola çıktığım yeri göremeyecek kadar uzaktayım. Evimin kokusunu unuttum... Gaspçı bir korsan gibi dolanarak şehirleri bağlayan yollarda, en iyi bildiğim şeyi yapıyorum: düşünüyorum...
Sonuçta teker teker yok oldular. Adresler, telefon numaraları yok oldu. Geriye Kinyas kaldı. Arada bir dediğimi dinleyen tek insan. O da yok olursa ne olur? Kayra kalır. Kinyas'ı rüyasında görür iki yıl... Kayra kalır. Kinyas'ın ölümünden on yıl sonra ne yüzünü hatırlar, ne yaşananları, ne de konuşulanları... Kinyas gider. Kayra kalır. Bu kadar basit olduğu için hiç sevemedim dostlukları, aşkları. Romeo ve Juliet'in yaptıkları gibi beraber ölmeyi tercih edenlerin sayısı çağımızdaki kadar az olmasaydı, belki inanırdım ben de sadakate.