azra

Acı, içimi yakan acı, ah ciğerimi dağlayan acı... İşte acının tüm aşamaları -İlk hissedildiği andan, tahammül derecesini aştığı âna, ona yalvarma, onu yatıştırma, ondan merhamet dileme girişimine kadar...
Sayfa 64·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sıvası dökülmüş sarı apartman giriş kapısının önünde bana şöyle dedi: Üzüldüğüm tek bir şey var: Biraz daha yaşamak isterdim, şu çocuğun beni hatırlaması için, başka bir şey istemiyorum. Şu çocuğun beni hatırlaması için. Buydu hayali, ölümsüzlük fikri ya da ona ne derseniz deyin -bir çocuğun hafızasında kalmak.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Hastalık, gerçekleşmemiş konuşmaları ve ertelenmiş yakınlığı ortaya çıkarmıştı. Birdenbire yanınızdaki, her zaman var olacağına inandığınız kişi, ölümlülüğüyle ışıldamaya başlıyor, saydam ve kırılgan hale geliyor. Hayatın ipliği, sonbahar güneşinde aniden görünür hale gelen örümcek ağları gibi parlıyor.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Babamı kuş besler gibi besliyorum. Öğle yemeğinde üç üzüm tanesi, bu kadar. Kemikleri de kuşlarınki gibi, ince, sivri ve kırılgan...
Sayfa 41·Kitabı okudu
Ona bakıyorum ve bize nasıl yaşlanacağımızı öğreten kimse olmadı diye düşünüyorum. İnsan hayatının sonunda neler yapar? Nasıl yavaşlanır, artık tek işin dinlenmek olduğuna nasıl alışırsın (dinlemek iş midir)?
Sayfa 40·Kitabı okudu