Kitabı elime ilk aldığımda aynı pozisyonda iki kişi arasındaki rekabet içerikli bir kitap olduğunu varsaymıştım. Aslında kariyerinizin her aşamasında hatta kariyer oluşturma yolculuğunuzda sizi yönlendirecek, dinlendirecek, tavsiyeler verecek bir kitap olarak okudum.
Bu, bir düş değildi. Bu, bir düş olmayan hayatı, yaşamayı sevmesi gerekliydi. Sevecekti. Benimseyecekti. Bu aşksız dünyaya alışacaktı. Hayat zorla ona kendine uygun bir biçim verecekti, kendine yakıştıracaktı. O da girecekti bu
biçime. İnsandı sonunda. Suçu varsa buydu. Bu kadarcık bir şeydi. Hayatın üzerinde fazla düşünmeye gelmezdi. Hele büyümeye hiç…
‘Herkes, bir an gelir, hayatta kendi isteklerinin mi , yoksa başkalarının kendisinden beklediklerinin mi peşinden gitmesi gerektiğine karar vermek zorunda kalır.’ Öyle bir anda kaldım , ne yaptığıma karar veremiyorum. İçimizdeki potansiyeli görmeli ve o cesareti göstermeliyiz.
Ahhhh Hana… içimde bir yara bıraktın. Sürekliyici ve bir o kadar da etkileyici bir kitap. Okuduğum kitaplar içerisinde hafızamda yer edinmiş bir kitap daha.Hayata tutun, bir gün özgür kalacaksın…
Kitabı okurken hep kendimden bir parça buldum. Kendi verdiğim tepkiler ve vermem gereken tepkileri kafamda çevirirken ‘evet ya ‘ dediğim çok his ve davranışla karşılaştım. Özellikle bir özel sektör çalışanı olarak kendimde kitaptan izler de buldum. Keyifli okumalar…