bu hülyadan sonra kafamda ordumuzu ötesinde berisinde ince serviler ve çamlar görünen engin bir meşe ormanı halinde görüyorum…hep o meşenin eğilmeyen rasaneti ona bu sükutu veriyor, onu kesersiniz yakarsınız fakat eğemezsiniz. bu yolun ortasinda dövüşe dövüşe ileri geri mutlak bir gün İzmir’e yetişeceğiz.