~ İnsana insan gerek, bir can yoldaşı gerek.
Kitap, Büyük Buhran döneminde Amerika’da geçen ama aslında her döneme seslenen bir hikaye. İki yol arkadaşı, George ve Lennie’nin dostluğu üzerine kurulu. Ama inanın bana, sadece bir dostluk hikayesi değil bu. İnsan olmanın, hayal kurmanın, hayata tutunmanın ne kadar zor olabileceğini öyle sade ama derin anlatmış ki…
George zeki, sorumluluk sahibi bir adam. Lennie ise kocaman bir çocuk aslında; bedeni büyük, kalbi ondan da büyük ama zihni bir çocuk kadar saf. Onların küçük bir hayali var: kendi topraklarında yaşamak, kimseye muhtaç olmadan özgür olmak… Ama işte hayat, özellikle bu dünyada “masumlar” için kolay değil.
SPOİLER!!
Şimdi biraz daha açalım hikayeyi. George’un Lennie’ye olan sevgisi öyle bir şey ki; kardeş, baba, arkadaş hepsi bir arada. Lennie’nin bilmeden yaptığı hatalar birer birer onları sona götürürken George’un omuzlarına yüklenen vicdan, insanı boğuyor.
Steinbeck öyle bir yazmış ki, o son sahnede nefes almak bile zorlaşıyor. George’un gözünden bir damla yaş düşmeden önce senin kalbine taş gibi oturuyor zaten.
Biraz karakterlerden bahsedelim:
Lennie: Masumiyetin ta kendisi! Kelebek görse ürkmez, taş atmaz; sever ama o sevgisi bazen farkında olmadan zarar verir. Onun suçu yok, ama bu dünya “farklı” olanları affetmiyor.
George: Bazen sabrı tükeniyor, bazen sinirleniyor ama vazgeçmiyor. Lennie’ye olan sevgisi, aslında insanlığın hâlâ ölmediğinin kanıtı.
Candy: Yaşlı bir işçi… Onun köpeğiyle kurduğu bağ beni mahvetti. Çünkü o köpek, yaşlanınca “işe yaramaz” olduğu için öldürülüyor. Aynı mantıkla, bu sistemin yaşlıyı, güçsüzü, safı nasıl ezdiğini anlıyorsun.
Curley: Kompleksli, küçük bir adam. Gücü ancak zayıf olandan çıkaranlardan.
Benim düşüncem şu:
Steinbeck aslında bir dönemi değil, her dönemi