Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul
Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım
Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
Bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım
Canım yandı
Bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım
Şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım
Kapıma gül bırakan adamları
Ben de icabında bir hafıza mağduruyum
Sıkıntılardan bir ev kurdum yıllar sonra. Güzel günlerimiz oldu. Ne parantez açmak isterdim ne bir virgül koymak. Onlara ne söy-lemeliyim. Bir şey söylemem gerekir mi? İnsanlar aradığında gelmezler, aramadığında keşke beni çağırsaydın derler.
Barbunya kokulu bir tetanos mu olmalıydı şairin sonu?
Hiç.
Böğrümde bir parmak Tarzan, Ceyn, Tarzan, Ceyn
Ehlileşmek istemiyorum mu sanki
Hiç
Dizlerimi döve döve yazmak istiyorum mu artık
Hiç
Ağlayarak yazmak istiyorum mu artık
Hiç
Yas pastasından düşen büyük dilimi avuçlayıp
Yüzüne fırlattı mı onu
Hiç.
Tırnaklarını saklayan bir kedi patisiyle
Dokundu mu gözyaşlarına
Hiç
Ruh mübadelesinde albino bir kraliçeye sürüldünüz mü
Hiç
"Kalbi kırık öleceğim" mi sanıyorsunuz
Hiç
Hayatıma patates baskısı bir son istiyorum mu
Hiç
Bir olmayacağız HİÇ