Biz insanlar sıklıkla iyi günlerin azlığından, kötü günlerin çokluğundan şikayet ederiz, bana öyle geliyor ki bunda pek haklı değiliz. Tanrının bize her gün hazırladığı iyi şeylerden zevk almak için daima açık kalpli olsaydık, o zaman başımıza kötü bir şey geldiğinde, buna dayanacak yeterince gücümüz olurdu.
İnsanlar, özellikle hayatlarının baharında sevincin her türlüsüne en açık olan genç insanlar ömürlerinşn birkaç güzel gününü birbirlerine surat asmakla mahvediyor ve bu savurganlıklarının telafi edilemeyeceğini çok geç anlıyorlar.
Kafam artık dayanamayacak hale geldiğinde, varoluşunun dar çevresinde mutlu bir kayıtsızlıkla yaşayıp giden, günü gününe geçinmekle yetinen, dökülen yapraklara bakıp kışın geldiğinden başka bir şey düşünmeyen böyle bir varlığın görüntüsü tüm karmaşayı dindiriveriyor.
Belli konumlardaki kişiler sıradan halkla aralarına daima soğuk bir mesafe koyacaklar, sanki yakın olmakla bir şey kaybedeceklermiş gibi; bir de kendilerini alçakgönüllü gibi gösteren kaçaklar ve kötü niyetli soytarılar var ki onların bu küstahlıkları zavallı halkı daha kırılgan yapıyor...