Hiçbir düşünce içermese de endişeli, nedensiz yere kuşkucu, parlak, sarı, sert bakan gözleri, kış ortasında ısı vermeden aydınlatan güneş ışını gibi size çevriliyordu.
Annemin soğuk tavırlarının nedeni nasıl bir fiziki ya da ahlaki bedbahtligin eseriydi? Yoksa tesadüfen doğan, yaşamı bir sitemden ibaret olan, istenmeyen bir çocuk muydum?
Bir gün, en dokunaklı ağıtı, henüz körpe olan kökleri aile toprağında sadece sert çakıl taşlarıyla karşılaşan, ilk yeşil yaprakları kin dolu ellerle parçalanan, açmak üzere olan çiçekleri kırağıyla donan ruhların sessizce katlandığı ızdırapların tasvirini, gözyaşlarıyla beslenen hangi yetenekli yazara borçlu olacağız?