İnsan ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın,ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor çünkü. Hazırım,dediği anda bile içinde ele geçiremediği bir nokta kalıyor sürekli; ayrılığa alıştıramayacağı, sızlanışlarını durduramayacağı bir nokta kalıyor. Acıyı yüklenip çoğaltacak bir nokta… Belki de yalnızca bu noktanın ele geçirilemeyişi yüzünden,birçok terk ediliş anında gerekli gereksiz bir yığın konuşuyor insanlar; içlerindeki o noktayı örtebilmek için gülünç tartışmaların tozuna dumanına boğuluyorlar, geçmişe ve geleceğe acımasızca saldırıp kendi yarattıkları harabelerin ortasında yuvarlanıyorlar.