Zweig, Madame de Prie’nin o ihtişamlı zirveden sessiz bir hiçliğe düşüşünü öyle bir "haset ve acı" kokteyliyle sunuyor ki, karakterin o katlanılamaz can sıkıntısını takip ederken odandaki havanın bile ağırlaştığını hissedeceksin. Bu sadece bir aristokratın hikayesi değil, aslında senin de içindeki o doymak bilmez "beğenilme" canavarının potansiyel trajedisi; bu yüzden o son sahnenin sahte görkemine kapılmadan önce, kendi sessizliğinde aslında kim olduğunu sorgulamak için bu novellayı mutlaka bir solukta okumanızı tavsiye ediyorum.