bir kadının kendi bedeni üzerinde kurulan bin yıllık "gelenek" baskısına karşı attığı en sert tokattır bu kitap. Waris Dirie’nin hikayesi, Somali’nin kızgın kumlarından Chanel’in podyumlarına uzanırken, okuyucuyu "Kader dediğimiz şey gerçekten değiştirilemez mi?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Kitabı okurken, bir yanda dünyanın en lüks hayatlarını, diğer yanda ise küçük bir kızın maruz kaldığı o korkunç fiziksel ve psikolojik şiddeti görmek insanı derin bir öfke ile hayranlık arasında gidip getiriyor. Dirie, kurban rolünü oynamayı reddedip bir savaşçıya dönüşürken; aslında hepimize kendi sesimizi bulmanın, susmaktan çok daha güçlü bir devrim olduğunu fısıldıyor