Çok mu sevdin dedim
Çok sevdim dedi...
Ne kadar dedim.
Bu kadar dedi.
O sıra kalbini gösteriyordu.
Neden bana kalbini gösteriyorsun, orada bir şey yok ki, orası et, üstü kemik, üstü et, üstü deri, üstü çul çaputtan kıyafet demedim elbet.
Öğrendiydim yeminle, gençken daha, bir insan kalbini gösteriyorsa, orada durmalı, eğilmeliydi.
Çünkü kalp çarpardı.
Her anlamda.
Şehir insan olmuş, boğazından kan akarken, insanlar göz olmuş, dikiliyorlardı.
Kendi şehirlerinde.
Kendi şehirlerinin içlerindeki evlerinin içlerindeki kendilerinin içinde.
Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.