Aslında, o ülkenin üzerine normal bir gecenin karanlığından çok farklı bir karanlık çökmüş. Karanlık, milyonlarca yıl sonra, bugün bile değişmemiş olan ilk zamanların ruhsal karanlığı. Işığı özlemek, bilinçli olmayı özlemek demektir.
Nietzche'nin ayaklarının yere basmamasının nedeni, düşüncelerinin içsel dünyasından öte bir şeye sahip olmamasıdır. Bu düşünceler ona, onun onlara olduğundan daha çok sahiptiler. Kökünden koparılıp ayakları yerden kesildiği için abartıya ve gerçek olmayana boyun eğmek zorunda kaldı.
Freud, Tevrat'taki eski peygamberlerden biri gibi, yapay tanrıları devirip sahtekarlıkların ve ikiyüzlülüklerin maskesini düşürerek, çağımızda ruhun ne denli çürümüş olduğunu acımasızca göstermeyi görev bildi.
Doğayı tanımayan insanların, gerçeğe dönük olmadıkları için nevrotik olduklarına kuşku yok. Onlar çocukça bir saflık içindedirler ve nevrozlarını geçirmeye yaramasa da, onlara yaşamın gerçeklerini, yani herkes gibi insan olduklarını öğretmek gerekir.