Batı, anlaşılıyor ki, "kadim"in hakkını vermemenin, ebedî olana arka çevirmenin, "an"ı putlaştırmanın çıkması içinde.
Doğu ise, yeninin hakkını tam vermeme ile birlikte kadim olanı birdenbire terk gibi bir yanlışlık ve basitliğin kurbanı.
Görünüşte o (Batı) bütün dünyayı tutmakta, gerçekteyse dünya ve insanlık artık âdeta şifasız hale geldiğini anladığı veya duyduğu yarasının ateşiyle bir damla da olsa Batı kadehindeki suyu başına çekmekte. Ama bu su tuzlu suymuş, asitmiş, dinlediği yok dünyanın. İnsanlık Batıyı içiyor.
Evet, insanlık Batıyı içiyor. Fakat bu içiş onu şifaya götürmüyor. Hatta yavaş yavaş zehirliyor onu.