Bil ki, işlerin sonu ölüm olacağını bilen, duracağı yerin mezar olduğunu anlayan, münker ve nekirin sorgularına inanan, gideceği yerin kıyamet olduğunu düşünen ve kalacağı yerin cennet veya cehennem olduğunu bilen kimse için ölüm endişesinden daha mühim endişe ve âhiret azığının tedbiri gibi mühim tedbir olamaz. Eğer o kimse akıllı ise böyledir.
Bu dünya, bir dağa benzer. İşlerimiz, yaptıklarımız da seslenmek gibidir. Seslerimiz, güzel de olsa, çirkin de olsa, dağa çarpar, döner yine bize gelir.
Tarihî olayları makul ve gerçekçi tablonun dışına çıkarıp okumaya kalkıştığımızda, sadece algılarımız çarpılmakla kalmaz, yaşanan hadiseler bizim için ibret verici olmaktan da çkar. Temelsiz söylentiler gözlerimizi ve gönüllerimizi okşasa da, hakikatin soğuk ve mesafeli yüzünden mümkün olduğunca ayrılmamakta fayda var.
Şunu iyi bil ki, kâinatta var olan her şey, sevgilinin tecellisinden ibârettir, onun yarattıklarıdır. Onun kudretini, yaratma gücünü göstermektedir. Aslında, âşık bir perdedir. Var olan, diri olan ancak sevgilidir. Âşık ise bir ölüdür. Var gibi görünen bir yoktur.