Artık yorulmuştum.
Bedenim, zihnimi kemiren düşüncelerin
ve ruhumu inciten duyguların esiri olmuştu.
Biliyorum, gitme vaktim çoktan gelmişti fakat, o cesaret henüz doğmamıştı içime.
Ve dedim ki:
Belki bugün değil,
ama mutlaka bir gün terk edeceksin bu hülyayı
Unutacaksın gökyüzünün maviliğini,
gecenin karanlığını
ve parlayan yıldızları…
İşte o gün,
senin en büyük mucizen olacaktır.
Sakin yerleri seviyorum. Gürültüden uzak, iç sesimi duyabildiğim yerleri...
Sık rastlanmamak artık lüks değil, bir korunma biçimi oldu belki de...
Kalabalıklar içinde kaybolmaktansa, kendimle ve oluşturduğum huzur dolu küçük dünyam ile yaşamayı seviyorum. Çünkü orda dinginlik var. Duruluk var.
Kendimi saklamayı seviyorum, herkese açık olmamayı...
Ve sınırlarımı....
Evet, sınırlarımı seviyorum.
Ve böyle yaşamaktan mutluluk duyuyorum.