insan yaşlanıyor zamanla, yaşlanmak yalnızlığı beraberinde getiriyor. anneme bakıyorum. herkes gitmiş sanki, yapayalnız. balkonda oturup sabahtan akşama kadar aynı şeyleri konuşup düşünebilir, aynı şeyleri bitmeksizin tekrarlayabilir. böyle olduğunu görüyorum içim parçalanıyor. "takmasana kafana artık, yeter olan oldu işte bak ben senin yanındayım" demek istiyorum ama olmuyor. gözlerinde sürekli bir kırgınlık ve acı var, görüyorum. babam kırdı onu zamanında, onu da babası kırmıştı. neden ben hiç kimseyi iyileştiremiyorum? neden sevgim iyileştirmek için yeterli değil? kızıyorum kendime. neden bunlarla uğraşmak istemiyorum? evladıyım oysa tabii ki ben yanında olacağım. ama bu nasıl bir kaderdir ki ben küçüklüğümden beri sürekli onları düşünüyorum, belki biraz yoruldum bundan. bir duvar var önümde onu yıkmak istiyorum ve birileri bana yardım etsin diye bekliyorum ama kimseden yardım istemeyeceğim bir zaman. herkes kötü, herkes hasta, herkes dertli. ben bunu görmek istemiyorum. ben buraya geldiğim zaman her şeyden bıkmış ve üzgün bir anne görünce buna dayanamıyorum, dostuma iyi gelememeye de katlanamıyorum. ondan gece gece oturmuş bu satırları yazıyorum. iyi bir evlat da değilim zaten hep katıydım onlara karşı, emin olamıyorum ama babamdan öğrendim galiba bunu. yapamıyorum, yaklaşamıyorum ne onlara ne de kendime. kaybettiğim zaman çok pişman olacağımı biliyorum, yine olmuyor. evlat olmak bazen çok zor fakat muhtemelen daha zor olan bir şey varsa o da sana mesafeli olan evlada sahip bir anne olmak.