Unutmak hatırlamanın bir parçasıdır; kötü hatıraları dalgınlıkla hafızadan uzaklaştırarak değil, acı çekmeyi göze alarak unutmak. Özgürleşme tam burada başlar: Unutmayla hatırlamanın aynı şey olduğunu keşfettiğin anda.
Kötülüğe bakışımızı belirleyen ölçü, üzeri örtük suç ortaklıklarımızdı. Bu yüzden ötekine yönelen ahlaki yargılar son derece katıyken benzerlerimizin -aslında kendimizin- masumiyetini neredeyse ön kabul halinde bilinçaltımızda tutuyorduk. Kötülüğü sıradanlaştıran da işte bu ikiyüzlülüğümüz ve tarafgirliğimizdi.
“Halide abla geceleri yaşamayı severdi. Kendi yalnızlığına ortak olsun diye gece açan çiçekleri sevdi hep. Kim bilir belki de kendine benzetiyordu o çiçekleri.”