elif

elif
@_nefelibata

elif

, bir kitabı okumaya başladı
Daniel C. Dennett
9.4/10 · 98 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Beyniniz başka bir bedene nakledildiği takdirde siz de onunla birlikte gidersiniz gibi görünüyor (değil mi?). Peki siz bir beyin misiniz? Şu iki cümleyi düşünün ve hangisinin size daha gerçek gibi göründüğüne karar verin: Benim bir beynim var. Ben bir beyinim.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Duygularla olan bağını koparmak ve uyuşmak, bağımlılık davranışlarının temelidir.
İşlevsel olmayan bir ailede büyümenin başka bir sonucu da yakınlık korkusudur. Bu insanların çoğu yakınlık kurmanın ne olduğunu bilmezler. Aslında birçoğu için yakınlık, kavga demektir. Karşısındaki kişiyle bire bir, yoğun bir paylaşım yaşadıkları tek an kavga edildiği anlar olur. Kavga olmadığı durumlarda, Özel ilgiye muhtaç olan kişi ya içmek için dışarı gider, ya sinir krizi geçirir, ya da başka bir kurban durumu yaratır. Ailenin geri kalanı da bu dağınıklığı toparladığı (kurtarıcılık yaptığı) için, kimse gerçek yakınlık ya da samimiyeti yaşayamaz. Nihayetinde bu bireyler, büyüme aşamasında, kavga ve kaos dışında yakınlık kurmayı bilmeyen insanları hayatlarına çekerler. Yakınlık, ne pahasına olursun olsun kaçınılması gereken bir acı hissi vermeye başlar.
İşlevsel olmayan ailelerde görülen başka bir yaygın özellik de aile bireylerinin kaos ve dramaya bağımlı hale gelmesidir. Özel ilgiye muhtaç kişi dışarıda sarhoş olabilir ya da bir anda tepesi atabilir. Bu yüzden ailenin bu tip kriz durumlarıyla başa çıkmayı öğrenmesi gerekir. Böylesi işlevsel olmayan bir ailede büyüdüyseniz, ihtiyaçlarınızın karşılanmadığı ilişkiler yaşadığınızı fark edersiniz. Ya da sürekli bir kriz çıkma ihtimali olan, her şeyi düzeltmek için kendinizi sorumlu hissettiğiniz ilişkileri kendinize çekmiş olabilirsiniz. İnsanlar hayatlarında daha önce deneyimledikleri örüntüleri tekrar yaratmaya eğilimlidir. Kaosa bağımlı hale gelme de bu tanıdık örüntülerden biridir. İşler yolunda olduğunda ve hayat sakin bir akış içinde olunca bu kişilerin canı sıkılır ve işe yaramadıklarını hissederler. Sanki bir sonraki kötü olayın baş göstermesini beklemektedirler. Kötü bir şey olacak ve her an bu harika dünyayı parçalarına ayıracak hissi taşırlar. Özellikle her şey iyi giderken bu kişiler kaygılıdırlar. İşlevsel olmayan ailelerden gelen kişiler, huzurlu ve sakin anların tadını dahi çıkaramazlar, çünkü hep kötüyü bekledikleri için mideleri düğümlenmiş gibi hissederler.