Taş kırılmaz değildi, taşçı da kırarak söylemişti söylediğini, ama taşın da kırıldığı yerden gerçek rengini gösterdiği kaçmamıştı gözünden. Demek ki söylemek için kırmaktan başka bir yol, yontmak vardı. Bunu fark edince taşı kırmakla yontmak arasındaki mesafeyi bir çırpıda aşmıştı.