Yaşlı adam, “ Yaşlılık benim çalar saatim” dedi. “İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi?”
Çocuk, “Bilmem” dedi. “ Tek bildiğim çocuklar uzun ve ağır uyur.”
Siz Tanrı’nın bir çocuğusunuz.
Eğer kendinizi kısıtlarsanız, bu dünyanın işine yaramaz.
Eğer etrafınızdakiler güvensiz hissetmesin diye kendinizi küçültürseniz bunun aydınlanmayla hiçbir ilgisi olmaz.
İçimizdeki Tanrı’nın ihtişamını gerçekleştirmek için doğduk. O, sadece içimizden bazılarında değil, her insanın içinde yer alıyor.
Kumdaki ayak izleri gibi, geçmişte kalmış bir hayatın izleri de içimizde yer eder.
Bu izleri uyandıran şeyler artık uzakta olsa da izler içimizde kalmaya devam eder.
Bizler de her gün kendi içimizde, bilinçsizce böyle izler bırakırız. Ama bunlar bizim düşüncemizi, hislerimizi ve inançlarımızı etkiler.
Ruhumuzdan gelen izleri silmek yerine, onları hayallerimizde, özlemlerimizde ve bilinçsiz isteklerimizde iş işten geçtikten sonra bile canlı tutarız.
Kendi sahnemizde, partnerlerimizi bizim yazdığımız senaryoyu oynamaya teşvik ederiz. Bizi memnun etmese de, aslında içimizden gelmese de, bizim dünyamıza uyan bir senaryodur.
Bunlar sadece geride bırakmak istediğimiz geçmişin izleridir.
Her şey düşünme şekline bağlıdır. Her şey düşünceden oluşur, ondan hareketle yönünü belirler ve onun sayesinde meydana gelir.
Kötü konuşan ya da davranan, tıpkı tekerleğin hayvanların nallarını takip etmesi gibi acıyla karşılaşır.
BUDA