Eğer dostluğumuz zaman ve mekan
gibi şeylere bağlıysa, sonunda zamanı ve
mekanı yendiğimizde, kendi dostluğumuzu da
yıkmış oluruz! Ama mekanı yendiğimizde,
geriye yalnızca Burası kalır.
Zamanı yendiğimizde, bize kalan yalnızca Şimdi'dir.
Burayı ve Şimdi'yi paylaşacağımıza göre, nasıl
düşünemezsin sık sık birlikte olacağımızı?
Dünyayı değiştirdiğimizde, vardığımız yer hemen hemen aynısıydı terkettiğimizin, nereden geldiğimizi hemen unutarak ve geleceğe aldırmayarak günü birlik yaşadık. Karın doyurmanın, didişmenin sürü içinde iktidar hırsının ötesinde değerler olduğunun bilincine varmak için kaç yaşamdan geçtik dersin?
Binlerce Jon, on binlerce!
Sonra da yetkinlik denen şeyin varlığını
öğrenmek için yüz yaşam ve ona ulaşmak için
bir yüz yaşam daha. Şimdi aynı kural bizim için
yine geçerli elbette: Gelecekteki dünyamızı
burada öğrendiklerimizle kurmak. Bir şey
öğrenmedik mi, geleceğimiz şimdikinin eşi olur.
Hep aynı sınırlamalar, üstesinden gelmemiz
gereken kurşun gibi ağır bir tekdüzelik... Hep
aynısı.
Martı Jonathan, bir martının yaşamını o denli kısaltan nedenlerin, sıkıntı, korku ve öfke olduğunu keşfetti ve bunları zihninden silerek uzun, güzel bir yaşam sürdü.