Geceleri başımı yastığa koyduğumda, zihnim durmaksızın dönüyor. Uykuyu değil, sadece yorgunluğu buluyorum. İçimde biriken düşünceler, yaralar, pişmanlıklar… Hepsi birer fısıltı gibi yankılanıyor karanlıkta. Gözlerimi kapatmak yetmiyor, çünkü içimdeki fırtına hep ayakta.
Dostoyevski "insancıklar" adlı kitabında: "Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu." diyor. İnsanın içine atmasının, güçlü görünmeye çalışmasının en yorucu hali bu olsa gerek..