Şems’i Tebriz’in kendindeki hikmetin farkına varıp aşk uğruna yollana düşmesini ve Mevlana’ya kavuşup onunla yaşadığı manevi aşkı anlatıyor. Kitabı hevesle okumaya başladım çünkü tasavvuf alimlerine bir ilgim var. Birazda geç okumuşum kitap 2010 yılında basılmış. Ama ne yazık ki beklediğimi bulamadım. Yazar Sinan Yağmuru biraz araştırdım din felsefesi üzerine yüksek lisans yapmış ve din kültürü öğretmeniymiş, kitapta zamanında çok satmış bir çok ünlü kişi okumuş çok etkilenmiş. Haliyle kitabın devam serileri çıkmış. Ben maalesef hiç etkilenmedim ve yazarın başka kitabını okumayı düşünmüyorum. Çünkü kitapta edebi bir zevk yok, olay örgüsü varla yok arasında, dili çok yalın ve fazla günümüz sözcükleri kullanılmış mesela bir yerde Şems’in ağzından“bumerang gibi geri geliyor.” diyor. Dönem filmi izlerken havadan uçak geçmesi gibi bir şey oluyor ve bunun gibi bir çok cümle var. Şems’in bir bedduasıyla yıkılan evler, kör olan, can veren insanlar bir mürşidin bu kadar gaddar olmasına da inanmak istemedim .Hakkını vermek gerek felsefi yönü güçlü alıntı yaptığım bir kaç yer oldu ama edebi zayıflığı konsantrasyonumu bozdu bazı felsefi yerlerini tekrar tekrar okumama rağmen anlamadım. İyi okumalar.