Tasavvuf kitaplarında "Mürid gassalin elindeki mevta gibi olmalıdır" ifadesi geçer. Bu konuda Sultan Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni hazretleri mürşide teslimiyetin mutlak değil, şeriat sınırları içinde olduğunun altını çizmiştir. Teslimiyetin yanlış anlaşılmaması ve istismar edilmemesi için dikkat edilecek üç nokta vardır.
Mürşide teslimiyetten önce insanın akıl ve ilim kullanması şarttır. Yani insan bir mürşide biat etmeden önce aklını ve ilmini sonuna kadar kullanmalıdır. Yanlış kişilere teslim olmaktan korunmak için mürşidi iyi tahlil etmeli, araştırmalıdır. Ancak kâmil bir mürşide biat ettikten sonra teslimiyet devreye girer.
Teslim olunacak yerlerde gevşeklik gösterilmemelidir. Biatten sonra seyr-i süluk ile ilgili edeplerde ve mübah dairedeki meselelerde mürşidin emir ve tavsiyelerine riayet etmek gerekir. Bu, müridin istifadesini artırır. Bir müridin teslimiyet hali ne kadar fazla ise istifadesi o kadar fazla olur.
Teslimiyet, şeriat dışı bir iş gerektirmez. Sınırlar nettir. Kâmil bir mürşidin Kur'an ve sünnete muhalif bir emir vermesi veya tavsiye etmesi imkânsızdır. Şayet böyle bir emir, kâmil zannedilen bir mürşidden vaki olursa kimse onu yerine getirmemelidir. Çünkü Allah ve Resulü'ne itaat, her itaatin üstündedir.
Mürşid, insanlara şeriat ve güzel ahlak yolunda rehberlik eden bir vasıtadır. Mürid ise muhabbet, edep ve sadakatle ona bağlanır. Mürşid-i kâmile teslimiyet Resulullah'a [sallallahu aleyhi vesellem] ve Allah Teâlâ'ya ulaştırır.
Netice olarak Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni hazretlerinin şeriat merkezli, dengeli ve kolay uygulanabilir teslimiyet anlayışı, geleneksel "meyyit gibi teslimiyet'i akıl, ilim ve şeriat içinde yorumlar. Bu usul, Nakşibendî-Hâlidî geleneğinin genel çizgisidir.
Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuştur: "Her kim, bir belgede/kitapta (ismimi, sonra da) salavat yazar ve okursa, ismim o belgede/kitapta kaldığı müddetçe melekler de ona salât (istiğfar) ederler."
Hasedin başlıca nedenleri 7 kısımda incelenebilir:
1-Buğuz ve düşmanlık
2-Sahip olunan nimetler üzerinden etrafa karşı kibir ve gurur göstermek
3-Toplumda küçük görülen bir kimsenin, elde ettiği bir nimet sayesinde saygı duyulan bir seviyeye gelmesi
4-Bir kimseyi sahip olduğu nimete layık görmemek
5-Rekabet
6-Tek ve emsalsiz olma arzusu
7-Mücerret ruh bozukluğu
(İlim talebelerine hitaben) "İlmi sevmek farzdır. Alimi sevmek de farzdır. Biz sizi kara kaşınıza kara gözünüze sevmiyoruz, okuduğunuz ilimden dolayı seviyoruz."
Gavs-ı Sânî Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni (k.s)