İnsanların çoğu hayattaki en önemli şeyin aşk olduğunu söyler. Onlara hak ettiği maaşı almanın, faturalarını rahatça ödemenin, eşit hak ve koşullarda özgürce var olmanın, hayatta kalmak yerine yaşadığını hissetmenin daha önemli olduğunu söyleyin.
İç içe geçmiş vıcık vıcık ilişkileri samimiyet zanneden, sınırları ve prensipleri olan insanları da soğuk, kibirli veya ukala olarak tanımlayan, çoğunlukla haddini bilmez bir toplumuz.
Yaşama sevinci bitmiş insanlar, şatafatlı bir görgüsüzlük, kutsanan dipsiz cehalet, bitmeyen bir öfke, kadercilik, doumak bilmeyen egolar, alaya alınan hahiflik ve bilgelik, çaresizlik, var olamayan sıkışmış insanlar. Hasta bir toplum nedir, diye sorarsanız, tanımım bu olurdu.
Nezaketin, inceliğin, duyarlılığın zayıflık kabul edildiği, öfkenin ve alaycılığın yüceltildiği, nevrotik ve zorba bir kültürün parçası olmaktansa hiçbir yere ait hissetmemeyi ve hüzünlü bir yalnızlığı tercih ederim.