Özlem T.

o saf ve incinebilir ruhunu kimsenin yaralamasına izin vermemek hayat amacım oldu...
Reklam
Denizler ötesine giden kişi yalnızca iklimi değistirmiş olur, aklını değil. Senin ihtiyacın olan sürekli gezmek değil, kaplanın sırtından inmek. Hatırlıyorsun değil mi; hani bir adam kaplanın sırtına binmiş, bir türlü inemiyormuş. Çünkü sırtından indiği zaman hayvanın kendisini yiyeceğinden kokruyormuş. Ama bir insan ömür boyu kaplanın sırtında oturamaz ki! Artık kaplandan inmen, her şeyle, özellikle de geçmişinle yüzleşmen gerekiyor.
Mutlu olabilmenin tek şartı "unutmayı" başarabilmektir.
Sokakta biri Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da "Bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?" demiş.
Kesinlikle
Bu kadar derinden âşık olmayan insanlar kendilerini kıskançlığa kaptırır; sevdiğinin bir başka bedenden zevk almasını istemez ama bu, aşk ile sahip olmanın birnirine karışmış halidid. Sahip, sevdiği insanı mutlu olacaksa bile bunu bir başkasıyla yapmasını istemez. Hatta bu durumda sevdiğinin ölmesini tercih eder. Ama bir de aşkın en yüksek noktası var: Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden her şeyi ve herkesi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.
Aşk