Duygu deyince insanın aklına kadınlar geliyor. Tabii ki erkeklerin de duyguları var ama pek çok kültür, erkeklere öfkeden başka duyguyu yakıştıramamış. Olumlu duyguları ifade eden erkeği desteklememiş. "Erkek ağlamaz" derken ağlamayı en çok da kadına yakıştırmışlar.
Oysa kadınların olduğu yerde her zaman hayat vardır, kalplerimize kadar ulaşan enerji vardır, renk vardır, heyecan vardır. Kadını bu dünyadan çekip alın geriye ne kalır acaba?
#Önsöz
Büyüdükçe anladık ki, yere kapaklanmadan, dizimizi kanatmadan da insan başka türlü düşebiliyormuş. Hayatın yolları gerçekten de dikenliymiş. O dikenler, dizimizden çok yüreklerimizi yaralıyor, kanatıyormuş. Öyle derin yaralar açılıyormuş ki yüreğimizde, doktorlar en çokta o yaralara çare bulamıyor, izleri ömür boyu kalıyormuş.
#Önsöz
Demek ki bu hayatta mucizeler mümkündü. Yüzüne mutlu bir gülümseme yayıldı.
Allah’ın artık kendisini sevdiğini düşündü. Kurban olduğu Allah artık onu; kız olarak doğduğundan beri aşağılanan, hakaret gören, kirlenmiş, aciz kulunu sevmeye başlamıştı.
“Eşek eşek gibi yaşamalı, kaplan kaplan gibi, yılan yılan gibi, insanda insan gibi. Ama insanoğlu kendisinde başka güçler vehmediyor. Değişmeye, başka bir şey olmaya, doğasını zorlamaya çalışıyor, işte mutsuzluğun ve savaşların kaynağı bu. Kısacası azizim, insan insan olarak yaşamalı, eşek eşek olarak.”