“Zaman zaman bir yerlere gitmek, buradan kaybolmak istiyordu. Hatta sırf düşünceleriyle baş başa kalabilmesi, nerede olduğunu kimsenin bilememesi için, kasvetli, ıssız bir yerde olmaya bile razıydı.”
Ona acı veren bir gerginlik, bir huzursuzluk vardı içinde; aynı zamanda müthiş bir yalnız kalma isteği. Yalnız kalmak, kendini bu acı dolu gerginliğe en küçük bir çıkış yolu aramadan bütünüyle bırakmak istiyordu. Kalbine ve ruhuna üşüşen sorulara cevap aramaktan tiksintiyle kaçıyordu. Neredeyse ne söylediğini bilmeden, “Ne yani, bütün bunların tek suçlusu ben miyim?” diye mırıldanıp duruyordu kendi kendine.
“ Din duygusunun özü birtakım düşüncelere, hatalara, suça ya da ateizme bağlı değildir. Bambaşka bir şeydir bu, her zaman da öyle kalacaktır. Ateizmin hiçbir zaman ulaşamayacağım, sözünü edemiyeceği bir duygudur.”