psyche

İlginç bir tez...
İnsanlar doğduktan sonra anne karnında geliştikleri sıvıyı özlerler. İnsanların cinsel birleşme isteği de işte bu geçmişe dönme isteğinden kaynaklanır.
Reklam
Bekâret tabusu, yalnızca karı koca arasındaki ilk cinsel ilişkiye değil cinsel yaşamın tümü üzerine çöküyor; aslında kadının tabu olduğunu söylemek bir bakıma daha gerçekçi bir yaklaşım olur.
Büyük Napoleon'un ünlü sözünden yola çıkarak söyle diyebiliriz: "Anatomi kaderdir". Cinsel organlar, insanlığın estetiğe doğru olan fiziksel formlarının evriminden payını almadı ve her zaman oldukları gibi yani yabani olarak kaldılar, aynı şekilde aşk da daima içinde olan yabani seviyesini korudu.
Erkeklerde genel kural haline dönüşmüş olan cinsel nesneyi alçaltma, değersizleştirme ihtiyacının kadınlarda olmadığı görülüyor. Ancak uzun süre cinsellikten uzak duran bir yaşam sürdürmesi ve cinselliğini fantezilerinin ve düş dünyasının içine sıkıştırmak zorunda kalması kadın açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Öyle ki artık cinsel eylemle yasak olan arasındaki bağı çözemeyecek hale geliyor. Böylece bu tür eylemlerde bulunma hakkına eriştiğinde ruhsal yetersizlik kurbanı oluyor; başka bir deyişle cinsel soğukluk (hissizlik) yaşıyor.
İki duygu akımının, şefkat ve cinselliğin eşit bir şekilde kaynaşmadığı insanlar pek kaliteli bir aşk yaşamına genellikle sahip olamıyor. Bu tip insanlar sapık cinsel amaçlarını koruduğundan, bu amaçlarına ulaşamadıklarında bunu bir kayıp görüp tatmin olamıyorlar. Onlara bu tatmini ancak alçalttıkları ve hor gördükleri cinsel nesnelerin sağlayabildiği görülüyor.
Reklam