psyche

Büyük Napoleon'un ünlü sözünden yola çıkarak söyle diyebiliriz: "Anatomi kaderdir". Cinsel organlar, insanlığın estetiğe doğru olan fiziksel formlarının evriminden payını almadı ve her zaman oldukları gibi yani yabani olarak kaldılar, aynı şekilde aşk da daima içinde olan yabani seviyesini korudu.
Reklam
Erkeklerde genel kural haline dönüşmüş olan cinsel nesneyi alçaltma, değersizleştirme ihtiyacının kadınlarda olmadığı görülüyor. Ancak uzun süre cinsellikten uzak duran bir yaşam sürdürmesi ve cinselliğini fantezilerinin ve düş dünyasının içine sıkıştırmak zorunda kalması kadın açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Öyle ki artık cinsel eylemle yasak olan arasındaki bağı çözemeyecek hale geliyor. Böylece bu tür eylemlerde bulunma hakkına eriştiğinde ruhsal yetersizlik kurbanı oluyor; başka bir deyişle cinsel soğukluk (hissizlik) yaşıyor.
İki duygu akımının, şefkat ve cinselliğin eşit bir şekilde kaynaşmadığı insanlar pek kaliteli bir aşk yaşamına genellikle sahip olamıyor. Bu tip insanlar sapık cinsel amaçlarını koruduğundan, bu amaçlarına ulaşamadıklarında bunu bir kayıp görüp tatmin olamıyorlar. Onlara bu tatmini ancak alçalttıkları ve hor gördükleri cinsel nesnelerin sağlayabildiği görülüyor.
Eğer üst düzey bir ruhsal değerlendirme sonucu ortaya çıkan ve çıkacak olan izlenimlere şöyle bir bakarsak cinselliğin uyarımlarını değil erotik plan üzerindeki şefkatin noksanlığını görürüz. Bu tip kişilerin aşk yaşamları, artistik alan içinde kişiselleştirilmiş -biri ilahi diğeri dünyevi aşk olan- iki yöne bölünür. Sevdikleri zaman arzulayamazlar, arzuladıkları zaman ise sevemezler. Cinsel arzularını tatmin etmek için sevgiye muhtaç olmayan nesnelere yönelirler, bu şekilde sevdikleri nesneleri bu cinsel emellerinden uzak tutmuş olurlar.