Yahudi Dükkânı”, 1920’lerin Amerika’sında geçen, Stella Suberman’ın çocukluğundan esinlenerek kaleme aldığı, yarı otobiyografik bir romandır. Kitap, yazarın babası Aaron Bronson ve ailesinin, büyük şehir Memphis’ten ayrılıp Tennessee'nin küçük, Hristiyan bir kasabası olan Concordia’ya yerleşmesiyle başlar.
Aaron Bronson, ailesini geçindirmek için Concordia’da bir erkek giyim kadin giyim ayakkabı gibi ürünlerin olduğu mağaza açar. Kasaba halkı Yahudi bir ailenin gelişi karşısında önce temkinli ve ön yargılıdır. Özellikle dini farklar, gelenekler ve kültürel alışkanlıklar nedeniyle aile zorluklarla karşılaşır. Bronsların ve kasaba halkının dinine olan bağlılık ve inançları bu konuda etkili olmuştur.
Reba Bronson (anne), taşraya alışmakta zorluk çeker; ancak zamanla çocuklarının eğitimi ve aile değerleri için bu zorluğu göze alır. Annen bu kasabaya gelmeden önce düşündüğü zorluklardan dolayı başta gelmek istemez ama eşinin ısrarı ve ailesinin söylemleri üzerine kabül eder. Yazarın çocukluğu da bu kasabada geçer ve bu ortamda yaşadığı gözlemler kitabın duygusal tonunu belirler.
Kitap, hem bir göçmen ailenin ayakta kalma mücadelesini, hem de ön yargılarla mücadele ederek toplumda kabul görme sürecini anlatır. Okurken bu durum bana çok enteresan gelmişti alışık olduğunuz düzenin dışında bir yer yeni insanlar ve farklı bir din inancı ve senin inancına olan olumsuz bir bakış açısıyla burada yaşam mücadelesi kabullenilmesi biraz zor bir durummuş bence Bronson ailesi dürüstlükleri, çalışkanlıkları ve insan ilişkilerindeki nezaketleri sayesinde kasaba halkının saygısını kazanır. Zamanla kasaba halkı ve Bronson ailesi yuvası olarak akrabaları olarak görülmüş ve birbirlerine alışmışlardı. Önce oğulları amarikaya gönderilir dinlerinde ergenlik töreni için ardından mirriamin