Bir sonraki gün nihayet tabutu getirdiler, bir oyuncak kutusundan bile ufak, yoksulluk ve ölüm belgesi karşılığında hükümet tarafından bedava verilen, üstünkörü birbirine çakılmış dört tahta parçası. 
Beş gün boyunca hiçbir değişiklik olmadı. Charlot yastığına gömülmüş bir halde uyuyordu. Daha da ağırlaşan sefalet rüzgârla birlikte, çatıdaki ve penceredeki deliklerden odaya dolar gibiydi sanki. İkinci akşam annenin son gömleği de sattılar; üçüncü gece eczacının borcunu ödemek için hastanın altından birkaç avuç yün daha çekip aldılar. Sonra her şey bitti, geriye hiçbir şey kalmadı. 
Şimdiye dek onunla ilgili söylediklerim
yanyana getirilseydi tek bir övgüde,
yetmezdi şimdiki güzelliğini belirtmeye.
Yalnızca bizim algımızı aşmıyordu
gördüğüm güzellik, sanırım onu
yalnızca yaratıcısı anlıyordu.