“Madem alay konusu olacak bir görünüm alıyorsun bu kadının yanında, neden görmeye çalışıyorsun onu? Bu soruyu o sorsa sana, yanıtlamak için bütün yetilerinin özgür olduğunda varsaysak, nasıl yanıtlardın onu?” Buna alçakgönüllü, bir başka düşünce karşılık veriyor, şöyle diyordu: “yetilerimi yitirmesem ve de onu yanıtlayabilecek kadar özgür olsam, onun tansıklı güzelliğini imgelediğim an içimde onu görme arzusunun doğduğunu ve bu arzunun, kendisine karşı ayaklanabilecek her şeyi belleğimde öldürüp yok ettiğini, ve geçmişteki acıların bu yüzden onu görme isteğimi engellemediğini söylerdim ona“
Şunu söylemeliyim ki o kadın nerede, ne zaman karşımda belirse, onun o tansıklı selamını alabilme umudu tüm düşmanlıkları siler atardı içimden; dahası, bir sevgi, bir barış alevi sarardı tüm benliğimi ve beni gücendirmiş kim varsa bağışlardım.
Çok soylu renkli, yalın ve onat, kankırmızı giysilerle göründü; gencecik yaşına uygun giyinmiş, kuşanmıştı. İşte o an, yemin ederim, yüreğimin en gizli odasında oturan hayat tini öyle şiddetle titremeye başladı ki, en güçsüz nabızlarımda tüm dehşetiyle görünür oldu. “Ecco deus fortier me, qui veniens dominabutur michi” diyordu titreyerek.
Sayfa 17 - İşte bana hükmedecek, benden güçlü bir tanrı.·Kitabı okudu