Ahmet

Henüz Vakit Varken Gülüm
Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli incecikten bir yağmurla karışarak.
Sayfa 1649·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Ölü Nevzal’le sohbet
Dünya bu… Doğrusu zaten hayatı seven, akıllı, iyi yürekli ölüler, Ne kırk bir günlük yas ister, Ne “Benden sonra Tufan!” der. Faydalı bir şeyler, bir söz, bir ağaç, bir gülümseme bırakarak çekip gider ve dirilerle bölüşmez kabrinin karanlığını ve kendi başına taşır ağırlığını taşının. Ve dirilerden hiçbir şey istemedikleri için ölmemiş gibi olurlar…
Sayfa 1640·Kitabı okudu
Şiir
Umut
İşler, atom reaktörleri, işler, yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken hiç umut yok mu? Umut, umut, umut, umut insanda… 
Sayfa 1637·Kitabı okudu
Şiir
STRONSİUM 90
Acayipleşti havalar, bir güneş, bir yağmur, bir kar, Atom bombası denemelerinden diyorlar. Stronsium 90 yağıyormuş ota, süte, ete, umuda, hürriyete, kapısını çaldığımız büyük hasrete. Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm. Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz, ya dünyamıza inecek ölüm.
Sayfa 1632·Kitabı okudu
Şiir
Sebastian Bah’ın 1 numaralı dominör konçertosu
Yürümek iyiye, haklıya, doğruya dövüşmek yolunda iyinin, haklının, doğrunun zaptetmek iyiyi, haklıyı, doğruyu. Sessiz gözyaşın ve gülümsemen, gülüm, hıçkırıkların ve kahkahan, gülüm, pırıl pırıl beyaz dişli kahkahanın tekrarı.
Sayfa 1630·Kitabı okudu
Şiir