Senin zalimliğin dedi Selim, sesi öncekinden daha kararlı çıkarak, insani bir zulüm. Seninle mücadele edebiliriz, sana karşı direnebiliriz. Senin eylemlerin kendi iradenle şekillenir. Ama Tanrı’nınki.. bizim umudumuz, senin zalimliğine karşı durmaktan geçer, onunkiyle başa çıkmaktan değil.
Ben bir zamanlar, herkesin eşit olacağı bir ülke hayal ettim. Herkesin çalışacağını, her şeyin bolluk içinde olacağı bir ülke. Gençliğimin rüyasıydı bu, tıpkı senin şu anki umutların gibi saf ve gerçekti. Ama sonra anladım ki düzeni sağlamak için demir bir el gerekir. Düzen özgürlükten daha önemlidir. Özgürlük anarşinin kardeşi gibidir. Biri geldiğinde diğeri de peşinden gelir; tıpkı bir fırtınanın peşinden gelen yıkım gibi. 
“Devrim ne zaman olacak hoca?”
Yaşlı adam, namı diğer hoca çayını ağır ağır yudumlarken cevap verdi bir bilgenin yorgun ama kararlı tonuyla: “ben falcı değilim, bilemem. Ama şunu söyleyebilirim ki, işçi sınıfı bilinçlenip sömürüye karşı meydanlara indiğinde biter bu iş, o gün, o an, her şey değişir. Ne demişlerdi? diye devam etti, dün erkendi, yarın geç. Koşullar olgunlaştığında hepimiz hissederiz bunu, bir rüzgar bir uyanış gibi gelir, içimize işler.”
“Zamanın durduğunu sanıyorsun değil mi? Ama halkın zamanı akmaya devam ediyor.”
Diktatör parmağını salladı. “Halkın zamanı, benim zamanım. Ben ne istersem o olur.”
Zamanı durduramazsın. Ve halkın sesi, her zaman sana ulaşacak. Saatler farklı zamanları gösterse de hepsi aynı gerçeği fısıldıyor: değişim geliyor.