“Kapıyı açın, hasta var!”
Hani yalan söylemek kötüydü, sen niye söylüyorsun İnci?
“Yalanlar kendi arasında ikiye ayrılır,” diyorsun bana.
“Gerekli ve gereksiz yalanlar. Bu gerekli bir yalan.”
Ama ben de kendi söylediğim yalanları gerekli buluyorum İnci.
Kızıyorsun bana..
Burnun büyüdü mü İnci? Hani Pinokyo’nunki gibi.. Sen anlatmıştın, Pinokyo diye bir kukla varmış. Yalan söyleyince burnu uzuyormuş. Yalan söylersen senin de burnun büyür demiştin bana.
Sen de yalan söyledin!
“Seni bırakıp gitmem. Gidersem seni de götürmeye çalışırım.” Hatırlıyor musun, böyle söz vermiştin. Ama “Hoşçakal” bile demeden gitmişsin. Ben uyurken.
Barışı çok sevdiler. Barış da onları sevdi, hem de nasıl!
Her birini ayrı ayrı sevdi. Oradan çıkıp da artık başının üzerinde yıldız görebilenleri bile unutmadı. Mektuplar yolladı onlara.